HATAY - Sosyal Bilgiler öğretmenliğinden 2024 yılında mezun olan Didem Beyaz, ataması yapılmayınca geçimini sağlamak için pazarda kurduğu tezgahta mandal tokası ve el emeği ürünler satmaya başladı.
Ülkedeki atama krizi ve ekonomik çıkmazın yükünü omuzlayan binlerce gençten biri olan 26 yaşındaki Sosyal Bilgiler Öğretmeni Didem Beyaz, geçimini sağlamak için pazar tezgahlarında mandal tokası ve el örgüsü ürünler satıyor. Bir yandan özel ders veren diğer yandan artan zamanlarında kadınların oluşturduğu kermeste takı satan Didem Beyaz, Mustafa Kemal Üniversitesi’nden 2024 yılında mezun oldu. Mezun olmasının ardından ataması yapılmayınca bir süre ücretli öğretmenlik yapan Didem Beyaz, pazar tezgahında verdiği mücadelesini anlattı.
'VAR OLMA MÜCADELESİ'
Ailesinin büyük maddi zorluklarla, babasının günlük yevmiyeli işlerde çalışarak kendisini okuttuğunu belirten Didem Beyaz, üniversite yılları boyunca hem koronavirüs pandemisiyle hem de deprem felaketiyle mücadele ettiklerini dile getirdi. Mezuniyetinin ardından ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmenden biri olan Didem Beyaz, pazar tezgahlarında ve kermeslerde var olma mücadelesi verdiğini aktardı. Eğitim Bakanlığı’nın atama politikasındaki usulsüzlüklere ve liyakatsizliğe dikkat çeken Didem Beyaz, okullardaki öğretmen açığının Eğitim Fakültesi mezunu olmayan, liyakatsiz kadrolarla kapatılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, "Binlerce Sosyal Bilgiler ya da Türkçe bölümünde, tüm bölümlerde açıklar var hepimiz biliyoruz. Ama bunları ücretli öğretmenlerle kapatmaya çalışıyorlar. Şu an başardıklarını düşünüyorlar ama elbet ki; bu da ellerinde patlayacaktır. Ücretli öğretmenliği bile şu an kendi bölümünde olmayan, Eğitim Fakültesi mezunu olmayan insanlar yapıyor aslında. Orada bile bir adaletsizlik var" ifadelerini kullandı.
‘ÖGRENCİLERİ PAZAR TEZGAHINDA GÖRÜYORUM'
“Özel ders verdiğim öğrenciler beni böyle burada görünce şaşırıyorlar” diyen Didem Beyaz, “Aileleri ekonomik krizin farkında olduğu için normal karşılıyor. İnsan kendi mesleğini yapmak ister ama mecburen yan şeylere yönelmek zorundayız. Yaşanan tüm ekonomik ve sosyal krizlere rağmen kadınlar üretimden kopmamalı ve kendi ayakları üzerinde durmalı. Ülkemizde maalesef kadınlara karşı yeterince koruyucu bir ülkede değiliz. Ve başına gelenleri anlatmayan kadınlar var. Aslında kendi dertlerimizi kendimiz duyurmamız lazım. Tüm kadınlar birlikte bir şekilde ses çıkarmalı açıkçası. Böyle bir kenara saklanıp başına gelenleri yutmaması lazım. Herkes bir şekilde sesini duyurmalı" dedi.