'İktidar adım atmayarak süreci tıkıyor'

Paylaş:
MERSİN - Av. Özgür Çağlar, Kürt sorunun çözümü için gelinen aşamayı değerlendirerek, “İktidarın adım atmamakla süreci bir tıkanmaya götürdüğünü görüyoruz. Bir buçuk yıldır süreç var ancak adım atılmıyor” dedi. 
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te kurulan komisyonun raporu sonrasında atılması beklenen yasal adımlar henüz atılmış değil. Açıklama yapan Apocu Hareket ise sürecin sağlıklı bir biçimde ilerleyebilmesi için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleştirilmesi, gerekli yasal adımların atılması gerektiğinin altını çizdi. Aynı gün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de statünün belirlemesinin gerekli olduğunu belirterek, “Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliğini ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum” dedi. 
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci başladığından bu yana toplumun bir beklenti içinde olduğunu belirten Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Özgür Çağlar,  devlet ve iktidarın hiçbir somut adım atmadığını söyledi. 
 
Çağlar, “Toplumda süreç var ise neden hiçbir adım atılmıyor? Neden yasal düzenlenme yapılmıyor? Neden Sayın Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü verilmiyor? Neden Sayın Öcalan toplumla buluşmasını sağlayacak kanallar açılmıyor? Soruları yanıt bekliyor. Sürecin ilerleyebilmesi için halkta oluşan bu beklentiler karşılanmalı. Süreç başlamasıyla birlikte hareket sırasıyla kendini fesih etti, silahlarını yaktı, Türkiye sınırdan geçildi. Bunların hepsi resmi açıklamalarla Türkiye Devletine ve toplumuna deklare edildi. Bu bir buçuk yıldır örgüt kendi üzerine düşeni eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini gözlemliyor ve anlıyoruz. Ancak siyasal iktidar sürecin ilerlemesi için adımlar atmadığı için eksiklikler yaşandığını hepimiz biliyoruz. Sürecin ilerleyebilmesi için ülkenin demokratikleşmesi için ve toplumun rahat bir nefes alabilmesi için ve Kürt sorunun çözümüne yönelik adımların atılması zorunluluktur” dedi. 
 
STATÜ VE UMUT HAKKI
 
Devlet ve iktidarın yasal düzenlemelere ihtiyaç duymadan da pek çok adımı atabileceğine işaret eden Çağlar, sürecin bu şekilde rayına oturabileceğine vurgu yaptı. Çağlar, “Sürecin ilerleyebilmesi için Sayın Öcalan’ın statüsü tanınmalı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin  (AİHM) belirttiği ‘Umut hakkı’ kararları tanınmalıdır. Kürt sorunundan kaynaklı cezaevinde olanlar serbest bırakılmalı. Bu gibi adımlar atılması gerekirken sürece ciddi ve küçük hesaplarla yaklaştığını görüyoruz. İktidarın adım atmamakla süreci bir tıkanmaya götürdüğünü görüyoruz. Bir buçuk yıldır süreç var ancak adım atılmıyor. Kritik bir aşamadayız. İktidar samimi mi değil mi, yapacağı yasal düzenlemelerle Mayıs, Haziran ve Temmuz ayına kadar iktidarın süreç için ne kadar samimi olacağını belirleyecek” diye belirtti.  
 
Komisyon raporu sonrasında yasal adımların en geç bayrama kadar atılacağına dair iktidardan yansıyan açıklamalara işaret eden Çağlar, “Meclis Başkanı ve komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş ve AKP yetkilileri yasal düzenleme için bayramdan hemen sonra yasal adımlar atılacak açıklaması yaptılar. Ancak Ramazan Ayı geçti artık Kurban Bayramı arifesindeyiz hala atılmış bir adım yok. Bu nedenle hükümetin bir an önce adım atması gerekiyor. Yoksa barış yasaları nasıl olacak” diye sordu. 
 
‘TMK BARIŞIN ÖNÜNDE ENGEL’ 
 
Toplum ve devlet bütünleşmesi için hukuki bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunun altını çizen Çağlar, “Örgüt üyesi olan birinin gelebilmesi için hukuki bir zeminin oluşması gerekir. Hukuk zemini oluşmadan örgüt üyesi gelmez. Çünkü gelen kişi Abdullah Öcalan'ın çağrısına uymak suretiyle geliyor. Geldiğinde hangi hukuki bir tavırla karşılaşacağını bilmiyor. Cezaevine mi girecek, topluma mı karışacak bilinmiyor. Bu nedenle barış yasaları dediğimiz yasalar hazırlanmalı, hukuki zemin oluşturmalıdır.  AİHM’in ihlal kararları uygulanmalı. ‘Umut hakkı’ sadece bir kişiye ait değildir.  Sadece AİHM’in karara uysa bile umut hakkı için yeterlidir. ‘Terörle Mücadele Kanunu’ (TMK) kaldırılmaldır. On binlerce kişi cezaevinde ve 40 bin kişi bu yasadan dolayı soruşturmadan geçilmiş. Eğer Kürtlerle barışırım diyorsanız; barışın önünde engel olan TMK’nin lağvedilmesi gerekir” diye konuştu. 
 
‘GÜVEN AZALIYOR’ 
 
Çağlar, Türkiye’nin bağlı olduğu uluslararası sözleşmelere ve normlara işaret ederek, “Son yıllarda yükümlülükleri yerine getirme konusunda Türkiye’ye ültimatomlar veriliyor. Yükümlülükleri yerine getirmek için ya ihlalleri düzelteceksin ya da bunu giderecek yasa yaparsın. Ya da seni AK’den ihraç ederler. Türkiye bu konu da hala adım atmıyor. Ancak bugüne kadar yapılmaması da uluslararası hukuka aykırıdır. Haziran ayına kadar, barışın ilerleyebilmesi ve güven vermesi için gerekli yasal adımların atılması gerekiyor. Haziran ayında AK’de bir kez daha görüşülecek olan ‘umut hakkı’  konusunda yaptırımlara gerek kalmadan Türkiye gerekli adımları atmalıdır. Çünkü süreç uzadıkça enfeksiyon alma riski vardır. Toplumda güven azalıyor. Bu nedenle siyasal iktidar, devlet iç barışı sağlayacak demokratik adımlar ve barış yasalarını çıkartmalıdır” diye konuştu. 
 
MA/ Mehmet Güleş