Düş yolcularından Çatalbaş: Bizi yola çıkaran ruh 11 yıldır hala bizimle

Paylaş:
RIHA - Pirsûs Katliamı’ndan yaralı olarak kurtulduktan sonra yargılanan ve 8 yıl tutuklu kalan Efe Çatalbaş, “Bizi Kobanê’ye doğru yola çıkaran ruh 11 yıldır hala bizimle” dedi.
 
Riha’nın Pirsûs ilçesinde DAİŞ tarafından gerçekleştirilen ve 33 kişinin yaşamını yitirdiği katliam 11’inci yılında. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde çok sayıda genç, DAİŞ’in yenilgiye uğratıldığı Kuzey ve Doğu Suriye'nin Kobanê kentindeki inşaya katılmak ve çocuklara oyuncak götürmek için bir kampanya başlattı. “Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz” şiarıyla gerçekleştirilen kampanya kapsamında Türkiye ve Kürdistan’ın birçok kentinde çalışma yürüten gençler, 20 Temmuz 2015 tarihinde Kobanê’ye geçmek için Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesine ulaştı. 
 
Gençler, daha sonra Amara Kültür Merkezi önünde hem yaşanan engellemelere tepki göstermek hem de Kobanê’nin yeniden inşa çalışmalarının önemine dikkat çekmek için açıklama yapmak istedi. Fakat açıklamanın yapıldığı sırada gençlerin arasına sızan DAİŞ’li Abdurrahman Alagöz, üzerindeki bombayı patlattı ve 33 kişi yaşamını yitirdi, 100’ün üzerinde kişi yaralandı.
 
 
11 YILDIR AYDINLATILMADI
 
Katliamdan iki gün sonra patlama anına dair görüntülere yasak getirildi. 3 gün sonra da katliama dair başlatılan soruşturmada gizlilik kararı alındı. Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18 ay sonra hazırladığı iddianamede, DAİŞ üyeleri Yakup Şahin, İlhami Bali ve Deniz Büyükçelebi hakkında 34 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. 22 Ekim 2021’de görülen 21’inci duruşmada, mahkeme salonuna bir kez dahi getirilmeyen tek tutuklu sanık Yakup Şahin hakkında 34 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. 
 
Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları ile avukatlarının yargılama süresi boyunca dile getirdiği talepler kabul edilmedi. İçişleri Bakanlığı tarafından 12 Ocak 2021’de "Sultanahmet ve Suruç saldırılarının patlayıcılarını temin eden DEAŞ'lı terörist yakalandı" başlığıyla servis edilen açıklamada adı geçen Azzo Halaf Süleyman el Aggal ile saldırıyla bağlantısı bulunan Mahir el Aggal, avukatların talebine rağmen dosyaya dahil edilmedi. 
 
Katliam öncesi ve sonrasına dair görüntüler, dava dosyasına 3,5 yıl sonra eklendi. Görüntülerde ise katliam sonrasına ilişkin 5 saatlik kısmın kesildiği ortaya çıktı. Eksik görüntülerle ilgili bugüne kadar bir işlem yapılmadı. Abdurrahman Alagöz’ün (canlı bomba) kente nasıl geldiği, nerede kaldığı, kimlerle irtibata geçtiğine dair kayıtlar dosyada yer almadı. Katliamın ardından olay yerinde fotoğraf çekerken yakalanıp polise teslim edilen ve daha sonra serbest bırakılan İmam Abdullah Ömer Aslan hakkında "takipsizlik" kararı verildi. Aslan'ın yargılama süreci boyunca ifadesine dahi başvurulmaması dikkati çekti. Daha önce Aslan’ın bazı DAİŞ’lilerle yaptığı telefon görüşmesi kayıtları ortaya çıktı. 
 
"Eğer 7 Haziran ile 1 Kasım arasında olanların ne olduğunu açıklarsak kimse yerinde oturamaz" diyen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu da, tanık olarak dinlenmedi. Avukatların bu yönlü tüm talepleri reddedildi. 
 
FİRARİ SANIKLARIN DAVASI SÜRÜYOR
 
Firari sanıklar İlhami Bali ve Deniz Büyükçelebi hakkında Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden yargılamanın 11'inci duruşması 11 Aralık’ta görülecek.
 
AİLELER SANIK OLDU
 
Adaletin sağlanması ve sanıkların arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılması için mücadele veren aileler, katliamdan iki ay sonra Suruç Dayanışması ve Suruç İçin Adalet Platformu kurdu. Bu süreçte yakınlarını kaybeden birçok kişi hakkında da soruşturma ve dava açıldı. Katliamdan yaralı olarak kurtulan Efe Çatalbaş da, hakkında açılan davalarla 8 yıl cezaevinde tutuklu kaldı. Efe Çatalbaş ile yaşananları konuştuk.
 
 ‘ROJAVA DEVRİMİ HER YERE SİRAYET ETTİ’
 
Ülkede yaşanan en kanlı katliamlardan birine tanıklık ettiklerini söyleyen Çatalbaş, “2015'te bizi Kobanê'ye doğru yola çıkaran olaylardan en önemlisi Rojava Devrimi oldu. Kobanê savunmasından sonra devrim ilerleyişini büyük bir hızla sürdürüyordu. Rojava Devrimi demokratik, kadın özgürlükçü ve ekolojik perspektifiyle Türkiye'nin batısında da mahallelerden üniversiteler, üniversitelerden meydanlara her yere sirayet etmişti” dedi. Sosyalist bir üniversite öğrencisi olarak Rojava Devrimi’nden çok etkilendiğini belirten Çatalbaş, “Üniversitede de devrimin deneyimleri, devrimin ortaya çıkarttığı yeni fikirler, devrimci mücadelenin ilerleyişi sürekli bir tartışma konusuydu. Her gün uyandığımızda yeniden ve yeniden bizleri heyecanlandıran bir olaydı. Gezi ayaklanması ve Rojava Devrimi’nin çıkarttığı devrimci enerjiyi siyasal bir dile, siyasal alana tahvil etmeye çalışıyorduk" diye belirtti. 
 
‘DEVRİMLER EMEKLE YAŞAR’
 
Devrimlerin mücadeleyle kurulabileceğini dile getiren Çatalbaş, şöyle devam etti: “Fakat devrimlerin radikalliğin ölçütü elbette o devrimin inşa etmeye çalıştığı yaşamın içeriği ile ölçülür. Rojava Devrimi de hayatın bütün alanını ekolojiden kadın özgürlüğüne demokrasiye kadar hayatın bütün alanını kapsama perspektifiyle 21'inci yüzyılın ilk devrimi ve en radikal devrimi olma özelliğini taşıyordu. Kobanê'ye doğru yola çıkan arkadaşlarımız da sağlık çalışmalarından kentin yeniden inşası için inşaat çalışmalarına, oradan dil bilimi atölyelerine, çocuklara oyuncak götürmekten dans atölyeleri vermeye kadar yaşamın her alanında devrimi yaşaması için emek vermek için yola çıkmışlardı. Çünkü biliyoruz ki devrimler emekle yaşar. Bizler de SGDF'nin düzenlediği, ‘Kobanê’yi yeniden inşa’ kampanyası vesilesiyle böyle bir emek sunabilmenin heyecanını taşıyorduk. O dönem çözüm sürecinde Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın da belirttiği gibi 'eşme' ruhundan bahsediliyordu. O ruh, bu topraklarda yaşayan halklardan kalan bir mirastı. Bu ruhu 2015'de Kobanê'ye giderken de en iyi şekilde yaşayan, en iyi şekilde pratiğinde gösteren tabi ki sosyalistlerdi. Bu ruhla yola çıkmıştık.
 
11 yıldır adalet mücadelesi yürüyor. Bu mücadelede elbette birçok zorluk yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, katliamlarla, soykırımlarla yüzleşmekten ise imha ve imkar politikalarını yeğliyor. Yeniden barış ve demokrasi umutlarından bahsediyorsak 11 yıldır mahkeme salonlarında, sokaklarda, meydanlarda haykırdığımız gibi Suruç Katliamı’na dair hakikatlerin açığa çıkarılmasını istiyoruz. 11 yıldır aileler çeşitli baskılara maruz kaldı. Suruç katliamının tanıkları çeşitli baskılara maruz kaldı. Anmaları, yitirdikleri canları yaşatmaları, 33'lerin adını haykırmaları, iddianamelerde suç konusu edildi. Fakat 11 yıldır bizi Kobanê'ye doğru yola çıkaran ruh hala bizimle. Hala aynı heyecanla mücadele veriyoruz. O ruh hala bu topraklarda sosyalizmin doğrultusunu tayin etmeye devam ediyor.”
 
MA / Ömer Akın