DEM Partili Eren: Statünün kendisi özgür olma halidir

Paylaş:
AMED - Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın statüsü noktasındaki açıklamalarının sözde kalmaması gerektiğini vurgulayan DEM Partili Serhat Eren, “Sayın Öcalan'ın sorunlara çözüm getiren tutumu statüyle taçlandırılmalı. Statünün kendisi özgür olma halidir” dedi.
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ederken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın süreç bağlamında statüsünün ne olacağı en çok tartışılan konulardan biri. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, statü tartışmalarının önemli olduğunu belirterek, Abdullah Öcalan için “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisinde bulundu. Bahçeli’nin bu sözleri daha önce “umut hakkı”na dair yaptığı açıklamaları akıllara getirdi. Ancak herhangi somut bir adım atılmadı. 
 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Serhat Eren, statü meselesine dair değerlendirmelerde bulunarak, Bahçeli’nin açıklamalarının sözde kalmaması gerektiğini vurguladı.
 
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2024’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’dan sonra Kürt Özgürlük Hareketi tarafından atılan adımları hatırlatan Eren, hükümetin buna karşılık bir adım atmadığına dikkat çekti. Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne dikkat çeken Eren, tüm tarihi eşiklerin aşılmasında, kararların alınmasında, adımların atılmasında başat aktör olan Abdullah Öcalan’ın rolünün hem örgütü hem Kürt halkı hem de devlet tarafından bilindiğini ve muhatap olarak görüldüğünü belirtti. Eren, “Ancak halkın lider olarak kabul ettiği kişilerle çatışma çözüm süreçleri nihayete erer, barış ve çatışmasızlık kalıcı hale gelir. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın örgütü, Kürt halkı, demokrasi çevreleri üzerindeki bu güçlü tutumu, sorunlara çözüm getiren yaklaşımının, duruşunun bir statüyle taçlandırılması gerekiyor. Bu meselenin çözümü konusunda öncelikle Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor. Bu koşullarda sürecin kalıcı barışa evrilmesinin sağlanması açısından Sayın Öcalan’ın özgür olması lazım. Statünün kendisi özgür olma halidir” şeklinde konuştu.
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2014’te Abdullah Öcalan için “umut hakkı” noktasında verdiği ihlal kararını hatırlatan Eren, “Sayın Öcalan’ın bu açıdan da özgür kalmasını sağlayacak mekanizmanın kurulması Türkiye açısından uluslararası hukuk açısından zorunluluktur. İç hukukta da, uluslararası hukuka uymanın bir gereği olarak Sayın Öcalan’ın özgür olması gerekiyor. Yine politik açıdan Sayın Öcalan’ın özgür kalması gerekiyor. Özel bir statüye sahip olması gerekiyor ki; bu süreç ilerleyebilsin” dedi. 
 
‘SİYASİ KOORDİNATÖRLÜK’
 
Devlet Bahçeli’nin dün yaptığı açıklamaya işaret eden Eren, “Bahçeli’nin açıklamasını şu açıdan okumak gerekiyor; çatışma çözüm süreçlerinde, silahların bırakılması aşamasında, demokratik siyaset alanının genişletilmesi konusunda, siyasal katılımın önündeki engellerin kaldırılması ve silah bırakanların toplumsal-siyasal yaşama katılımlarını sağlamak açısından hep bir ara mekanizma kurulmuştur. Devlet Bahçeli’nin aslında söylediği şeyi bu anlamda değerlendirmek gerekiyor. Devlet Bahçeli’nin söylediği ve Sayın Öcalan’ın da ısrarla kurulması gerektiğini ifade ettiği o koordinatörlüğün şöyle bir önemi var; bu meseleler dünyada çözümlenirken, uluslararası gözlemciler anlaşmanın yapılması sürecinde, silahların bırakılması aşamasında bir mekanizmanın kurulması aşamasında rol almışlardır. En son kertede güvencenin verilmesi ve silahların teslimi konusunda aktif rol almışlardır. Tıkanma süreçlerinin hızlıca aşılması ve çözüme doğru akmasını sağlamak açısından siyasi koordinatörlüğün kurulması kıymetlidir. Bu sürecin sonuca evrilmesi açısından da önemli bir ara mekanizma olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu.  
 
‘BİR AN ÖNCE ADIMLAR ATILMALI’
 
Eren, sürecin başladığı andan itibaren Devlet Bahçeli’nin hem “umut hakkı”na vurgu yapan hem yasal demokratik adımların atılması hem silah bırakanların toplumsal yaşama katılması noktasında çağrıda bulunan bir yerde durduğunu hatırlatarak, fakat iktidarın hiçbir şekilde bu çağrılara yanıt vermediğini söyledi. Eren, sürecin yürümesi ve kalıcı barışın sağlanması için bu adımların atılması gerektiğinin altını çizdi. Bu adımların atılmamasının şiddetin tekrar ortaya çıkacağı koşulları yaratmak anlamına geldiğine dikkat çeken Eren, “Bu açıdan Abdullah Öcalan’ın statüsü, ‘umut hakkı’, silahların bırakılması, entegrasyon yasalarının çıkarılması noktasında bir an önce adım atılması gerekiyor” dedi. 
 
Eren, atılmayan adımlara karşılık Devlet Bahçeli’nin “ortağına” baskıda bulunması gerektiğini kaydeden Eren, toplumun tüm kesimlerinin barışın toplumsallaşması için çaba içerisinde olması gerektiğini vurguladı.
 
 
 
 
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel