Eren Keskin: Rapor açıklandığı gün AYM ve AİHM kararları uygulanmalıydı

Paylaş:
İSTANBUL - Rapor açıklandığı gün AYM ve AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini belirten Eren Keskin, mücadeleyle raporun demokratikleşme alanındaki etkisinin büyütülebileceğini söyledi. 
 
Meclis Komisyonu'nun 20 Şubat'ta açıkladığı raporu değerlendiren İnsan Hakları Derneği MYK Üyesi Eren Keskin, Meclis'in konuyu gündemine almasının önemli olduğunu, ancak raporun demokratik kamuoyunun taleplerini karşılamadığını ifade etti. Eren Keskin, "Devletin kendi hak ihlallerini, kendi suçlarını değerlendirme kapsamına almayan, tamamen Kürt hareketi üzerinden suçlamalar üzerine kurulmuş bir rapor" dedi. 
 
Raporda, siyasi kaygıların fazla öne çıktığını vurgulayan Eren Keskin, "AKP'lilerin yıllar önce devletin Kürt sorunundaki çözümsüzlük politikalarını hatta Türk devleti buna 'beyaz Toroslar' diyordu. AKP geldiğinde beyaz Toroslar dönemi bitti. 'Biz artık böyle davranmayacağız' diyorlar. Bu da ortada bir Kürt sorununun olduğunu gösteriyor. O nedenle bu rapor hiçbir şekilde devletin kendi hak ihlallerini, kendi suçlarını değerlendirme kapsamına almıyor. Kürt hareketini suçlama üzerine hazırlanmış bir rapor, burada bir haksızlık var. Türk devletinin demokratikleşmesi halinde, Kürt meselesinin çözümü çok kolaylaşacak. Biz, insan hakları savunucuları olarak Meclis'e çağırıldık ve hazırlanan rapor öncesinde taleplerimizi sunduk. Ama buna rağmen raporda demokratikleşme iradesini görmedik. Genel olarak demokratik kamuoyunun taleplerini karşılamayan nitelikte rapor" diye konuştu. 
 
Eksikliklerine rağmen raporun önemli olduğunu söyleyen Eren Keskin, "Milliyetçiliğin, ırkçılığın bu kadar yaygınlaştırıldığı ve içselleştirildiği bir coğrafyada böyle bir raporun hazırlanmış olması bile bence önemli" ifadesini kullandı. 
 
'SENDİKALAR BARIŞ SÜRECİNDE YETERSİZ KALDI'
 
Emek örgütlerinin barış çabalarında yeteri kadar rol üstlenmediği eleştirisi yönelten Eren Keskin, "Sendikalar bu sürece karşı yeterli bir tepki gösteriyorlar mı? Çünkü bu savaşçı politikaların en büyük zararını gören işçi ve emekçiler olmasına rağmen sendikaların hâlihazırda barış sürecine dair dikkate değer bir açıklamaları, bir önerileri ve görüşleri yok. Bunu her zaman örnek gösteriyorum. Bizim coğrafyamız bir çatışma coğrafyası yani çok uzun yıllardır süren bir çatışma hali var. Ama bugüne kadar örneğin; Türkiye işçi sınıfı bu coğrafya da bir gün bile barış için genel grev yapmadı. Bunlar çok büyük eksiklikler" diye belirtti. 
 
Raporu daha etkili hale getirebilmek için herkese görevler düştüğünü dile getiren Eren Keskin,  “Meclis'te hazırlanan rapor önemli, ama demokratikleşme alanındaki etkisini büyütecek olan bizleriz taleplerimizle bunu yapmak gerekiyor" dedi. 
 
'TÜRKİYE ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDİYOR'
 
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarına uyulmadığını hatırlatan Eren Keskin, raporda bu mahkemelerin kararlarına uyulması tavsiyesinin yapılmasına dikkat çekerek, "Devletin hukuk uygulansın demesi komik bir durum. Sanki engelleyen başka birileri var. Örneğin  'AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları uygulansın' deniyor. Evet, uygulansın zaten niye uygulanmıyor, sorunumuz o zaten. Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcı, yine Anayasa'nın 90. maddesiyle iç hukukun üzerinde kabul edilmiş bir uluslararası hukuk var. O zaman neden Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Çiğdem Mater ve diğerleri neden içerdeler? Yani hukuki olması için kararlı bir hukuk savunusu gerekiyor. Meclis raporunun açıklandığı günün bir saat sonrasında bence tüm Anayasa Mahkemesi ve AYM kararları derhal uygulanmalıydı. Hala uygulanmıyor. Bir engel yok ki. Tam tersine Türkiye Cumhuriyet Devleti bunları uygulamak zorunda, ama uygulamıyor. Demek ki Türkiye'de hukuk yok" şeklinde konuştu. 
 
'UMUT HAKKI' BİR ZORUNLULUKTUR'
 
"Umut hakkı”nın sanki bir lütufmuş gibi tartışılmasını eleştiren Eren Keskin, şöyle devam etti: "Gerek Abdullah Öcalan davası, gerek diğer davalarda Türkiye, AİHM'de mahkûm oldu. AİHM diyor ki: 'Bir kişi 25 yıldan fazla yattıysa o kişi buna ‘umut hakkı’ düzenlemesi yapmak zorundasın' diyor. Bu zorunluluk Türkiye için. Yani AİHM kararlarının uygulanması bir zorunluluk. Türkiye buna ilişkin düzenlemeleri zaten yapmak zorunda." 
 
'SAVCI: İMRALI CEZAEVİNİ KİM YÖNETİYOR BİLMİYORUM'
 
İmralı Cezaevi koşullarında değinen Eren Keskin, şu ifadeleri kullandı: "Öcalan'ın ilk 12 avukatından biriyim. İmralı Adası'na ilk getirildiğinde tecrit vardı. O dönemlerde de İmralı kimin yönettiği belli olmayan, Türkiye'nin iç hukukuna göre yönetilmeyen, tamamen bambaşka bir merkezden yönetilen, hatta savcılığa başvurduğumuzda 'Bu cezaevi nereden yönetiliyor' diye sorduk? Savcı, 'Kimin yönettiğini ben de bilmiyorum' demişti. Böylesine bir hukuk dışılık vardı. O nedenle Kürt meselesi söz konusu olduğunda bu ayrımcı politikalar her zaman gündemde. Bu Öcalan için de Kürt mahpuslar için de geçerli. Burada sorun olan Kürt siyasi hareketi değil, Türk devletinin tutumudur. Türk devletinin tutumu, cumhuriyetten önceye dayanıyor. Yani devletin Kürt meselesine yaklaşımı cumhuriyet öncesinden beri var olan, tamamen yok etmeye ya da asimile etmeye yönelik bir güvenlikçi yaklaşım. Bu yaklaşımın tartışılması gerekiyor. Bu yaklaşımın kendisi sorun." 
 
'MUHALEFETİ İKNA EDECEK ADIMLAR ATILMALI'
 
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde bu sorunları çözme iradesi var mı yok mu?" diye soran Eren Keskin,  "Ben hala bu konuda çok emin değilim. Bu nedenle başta Kürt halkı olmak üzere demokratik muhalefeti inandıracak adımların atılması gerekiyor. Siyasi mahpusların serbest bırakılması, hasta mahpuslar başta olmak üzere terörle mücadele yasasının kaldırılması, infaz yasasının değiştirilmesi, bütün uluslararası sözleşmelere uygun politikaların geliştirilmesi gerekiyor. Bunlar yapılırsa herkes umutlanır, ama şu anda devletin adım atmamasından kaynaklı herkes temkinli bir bekleyiş içerisinde" diye konuştu. 
 
YASAL ADIMLAR
 
Özel entegrasyon yasallarının çıkarılması gerektiğini söyleyen Eren Keskin, "Gerçek bir barış süreci hedefleniyorsa yasalardaki antidemokratik hususların değiştirilmesi, düzeltilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması gerekiyor" diye ekledi. 
 
 
İlgili Haberler
Britanyalı tarihçi: Kürtlerin cesur girişimi her türlü desteği hak ediyor
Britanyalı tarihçi: Kürtlerin cesur girişimi her türlü desteği hak ediyor

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne destek mesajı gönderen Britanyalı Tarihçi Geoff Eley, “Bu kadar çok acı verici kriz ve hayal kırıklığı, bu kadar çok şiddet ve baskıdan sonra, ulaşılabilir bir ufkun görünmeye başlaması harika bir şey” dedi.

Av. Semra Balyan: Yasal düzenleme aşaması sürüncemede bırakılmamalı
Av. Semra Balyan: Yasal düzenleme aşaması sürüncemede bırakılmamalı

Meclis Komisyonu’nun sunduğu rapordaki eksikliklere ve “muğlak” ifadelere işaret eden ÖHD’li Semra Balyan, “Yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması ve bu aşamanın sürüncemede bırakılmaması çok önemli” dedi.

'Abdullah Öcalan özgür olmadan kalıcı barış olmaz'
'Abdullah Öcalan özgür olmadan kalıcı barış olmaz'

Adana Barış Anneleri Meclisi üyeleri, barışın anahtarının Abdullah Öcalan olduğunu ifade ederek, "Önderlik özgür olmadan ve Kürt halkının hakları tanınmadan kalıcı barış olmaz" dedi.

İspanyol filozof Innerarity'den sürece destek mesajı
İspanyol filozof Innerarity'den sürece destek mesajı

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair destek veren İspanyol Filozof Daniel Innerarity, "Kürt halkı içten desteğimizi sonuna kadar hak etmektedir" dedi.

Saadet Partili Kaya: Bir an önce güven artırıcı adımlar atılmalıdır
Saadet Partili Kaya: Bir an önce güven artırıcı adımlar atılmalıdır

Süreç kapsamında idari ve yasal adımların atılması gerektiğini söyleyen Saadet Partisi Milletvekili Bülent Kaya, "İdari adımlar anlamında hükümetin artık bir yasal düzenleme beklemesine gerek kalmaksızın hiç olmazsa güven artırıcı bazı adımlar atması lazım" dedi.